çölde bir vaha:deir mar musa al-habeşi manastırı

Posted: Eylül 23, 2010 in deir mar musa al habeşi manastırı
Etiketler:, , , , , , ,

ortadoğu’ya halep’le giriş yaptınız,peygamberler diyarı kadim şam’ı  , çölün kraliçesi zenobia’ya selam çaktınız,hz. isa’nın sesini malula’da dinlediniz ve yoruldunuz.tüm bu yorgunluğunuzun ardından sığınacak,dinlenecek ve gezinizi değerlendirme olanağı sağlayacak yer orasıdır;orası deir mar musa al-habeşi manastırıdır.

http://www.deirmarmusa.org/

nasıl gidilir?

önce kendinizi nabek kentine atmanız gerekiyor.şam’a yaklaşık 1 saatlik mesafede.otogardan çok rahat araç bulabilirsiniz.nabek kentinden bir dolmuş veya taksi ile 12 dakakikalık bir yolculuğun ardından manastıra varıyorsunuz.dikkat etmeniz gereken nokta akşam 6 dan önce oraya varmak olmalı.geç kalsanızda alıyorlar fakat inceden bir sitem ile beraber.

biz şamdan taksi ile geçtik.şoförle yaptığımız pazarlığın ardından 1600 suriye götürdü üçümüzü,kişi başı 15 lira gibi bir rakama.maalesef akşam dokuz gibi gitmiştik.sitemi omuzlamak zorunda kaldık.

nerede kalınır?

şekilde görülen mekan aslında bir mağara!

tabiki manastırda!kimisi kayaların içine atılmış,kimisi ufak tefek odacıklara atılmış yatakları kullanıyorsunuz.size temiz çarşaf ve yastık örtüsü veriyorlar.evli olsanız bile kadın ve erkekler ayır yerlerde kalmak zorunda.birbirlerin kaldıkları odalara giriş çıkışta haliyle yasak.ben ve kayınbabam bir mağara kovuğunda uyuduk :) eşim iç tarafta bir odada.tabi hiç bir zaman göremedim odasını.

nereler gezilir?

nereler gezilir sorusu anlamsız kalıyor biraz ama formatı bozmak istemedim.manastır bayağı bir tepede.akşam karanlığında vardığımız için endişeye kapıldık.tee yukarılardan bir yerde ufacık bir ışıktan başka bir şey yoktu.muzip taksici geri götürmeyi bile teklif etti.birde fotoğrafımızı çekti sanki son anlarını yaşayan garpilermişiz gibi.hiç olmadı manastırın ürünlerini satan dükkanın damında yatıp sabah bir şeyler düşünürüz kararı aldık.yaradana sığınarak o karanlıkta merdivenlerden tırmanmaya başladık.neyseki oradaydı manastır.

bizi çok az ingilizce bilen sonradan çok iyi anlaşsakta ilk gördüğünde bozuk ingilizcesiyle “saat 6 dan sonra almıyoruz” uyarısı yapan   …   karşıladı.elinde bir tencere vardı.onu takip etmemizi istedi.küçücük bir kapıdan manastıra girdik.mutfağın kenarına oturmamızı ve ses çıkarmamızı istesi.her yer karanlık ve çok sessizdi.kendimizi yaramazlık yapmış çocuklar gibi hissettiğimizi hatırlıyorum.sonradan sessizliğin sebebinin günlük yapmış oldukalrı “meditasyon” olduğunu öğrendik.

manastırın girişinde bir uyarı : wear decent clothes yani : uygun kıyafetler giyinin.karakalem bir çizimlede desteklenmiş.erkekler dizin altı şort ,kısa kollu tişört minimum standartlar.kadınlara askılılar,kısa etekler yasak.yarım kol tişört ve dizin biraz daha altında pantolonlar.bizim haliyle bir değişiklik yapmamıza gerek kalmadı.

bir 15 dakika sonra ışıklar açıldı,hareketlenme başladı.ordan buradan insanlar mutfağa girip çıkıyorlardı.akşama yemeğini hazırlıyorlardı.o telaşın ortasında gariban gariban oturmaya devam ettik.sofra kurulduktan sonra bizi de davet ettiler.yemekte kendi yaptıkları peynir,kendi yaptıkları yoğurt,kendi mahsulleri olan ufacık zeytinler , kendi üretimleri zeytinyağı,zahter,bitki çayı ve siyah çay vardı.yemeğin ardından yine hep beraber sofra toplandı.

yukarıdaki alıntıdan da anlayacağınız üzere burada her şeyi beraber yapıyorsunuz.yemek yapımı (eşimde hünerlerini gösterdi yemek yapımındaki :) ,dağıtımı,toplanması,temizlik vs.gerçi hiç bir zorlama yok ama arada bir yardım istiyorlar.

manastırın yerleşik sakinleri var.peder michael ve garip bir sertliği ama sempatik ve ilginç tavırları ve kedileri olan  peder yusuf,yılın büyük bölümünde orada ikamet eden george,bizi sitemle karşılayan ve sürekli orada ikamet eden şahıs,amerika’lı (memleketini söyleyince “üzülme bu senin suçun değil” demiştim) ve bıyıklı genç bir rahibe ile 2-3 tane rahibe daha.ayrıca tartus’lu asi repçi repçi nefir ve homs’lu esam’da uzun bir süredir oradaymışlar.ayrıca dünyanın dört bir tarafından olmasa da (çoğunuluğunu avrupalı tipik turistlerin oluşturduğu) bir çok yerinden misafirler vardı.st. petersburgh’dan gelen,çeçen asıllı ama çeçen davasına uzak ismail,güney kore’li şirinmi şirin muhteşem ikili kwan ve hyok,filistin asıllı isveçte yaşayan fakat memleketini sorduğunda filistin cevabını veren nadia ve isveçli sonradan müslüman olmuş eşi malik,bir yıllık uganda macerasının ardından ailesi ile tiflis’te  buluşmak üzere çıktığı yolculuk esnasında bizi kars’ta ziyaret eden alman helge (ben hegel diyorum:),19 unda bir ateist ingiliz gezgin dominic,yine alman şirin gezgin kathirine,ispanyalı fırlama doktor xoze ve  sevgilisi  vs. ve tabiki türkçe’de bilen,türkiye’ye küsmüş güzel insan mardin asıllı süryani george.

bizi sitemle karşılayan sonradan kanka olduğumuz insan

peder michael ve asası ve biz

nadia,malik ve mehmet ünlütepe :)

merhaba ya rapper !

merhaba nizar!

manastırın günlük bir rutini var.sabah ayin var erkenden,yanlış hatırlamıyorsam 7 de başlıyordu.2-2,5 sat sürüyor.(katılamadım hiç) ardından kahvaltı hazırlanıyor hep beraber.öğle yemeğini hazırlıklarına girişiliyor.yapmak isteyen teklif ediyor ve yapılıyor.ardından akşam 7 gibi  meditasyon var.ona katıldım.başlardaki ilahiler gerçekten etkileyiciydi.ayini yerde oturarak yapıyorlar.arada bir ayağa kalkıyorlar.bi ara şarap ve kuru ekmek dolaştırıyorlar.peder ayinden önce birazda utana sıkıla,hristiyan olmayanların şaraptan ve ekmekten tatmasının yasak olduğunu söyledi.(vaftiz olmayanların)bizimle beraber katılan diğer turistlerden ateist olanlarında bu serviste yararlanmadıkları dikkatimi çekti.incil okuyorlar.sonra çok uzunsüren bir sessizliğe gömülüyorlar ki ben burda kaçtım.

öğleden sonra hava azda olsa serinleyince manastırın keçilerini ziyarete gidin.yaklaşık yarım saatlik bir tırmanışın ardından çiftiliğe ulaşıyorsunuz.(mutlaka yolu sorun çıkmadan önce) çiftlik dağın tepesinde ,etrafta bir iki ev daha var.zeytin ağaçlarını da görebilirsiniz burda.dümdüz bir ovayı gözünüz alabildiğince görme imkanına sahip olacaksınız.

sizden para isteyen kimse yok,sadece bir bağış kutusu var.giderkene nacizane bir bağışta bulunursunuz sanırım.

tepedeki kiliseye erkeklerin çıkması yasak

uyuklarkene

manastırın keçileri ve kero

çiftliğin bulunduğu yerden uzanan ova

kahvaltı masamız

elo ve kevoklar

der mar musa al habaşi

der mar musa al habaşi

çifliğe tırmanırken rastladım

öğle yemeği

der mar musa al habaşi'den görünüm

kwan ve hyok ile ayrılırken

manastırı kedilerinden

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s